İsrafil Bedir
Hedik Kaynatma; Soku Dövme
Yazılarım
İsrafil Bedir tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 31 Mart 2010 13:12

Hedik (Bulgur) Kaynatma; Soku Dövme Harman zamanın son işlemlerinden birisi de hedik kaynatmaktır. Tarlalardan kaldırılan hasat (buğday) çok çeşitli amaçlarda kullanılmaktadır, bir kısmı ise yiyecek alanında kullanılır ve bizlerin temel gıda ihdiyaclarının başında gelir buğday, olmassa olmazlarımızdandır. Buğdayın bir başka cinsine ise Gunduru ismi verilir, Gunduru buğday iri ve daha açık tenlidir bu çeşidi kullanılılır genelikle yarmalıkda bulgurlukda ve düğürlükde.

Hasattan sonra elde edilen buğday bulgur yapılmak için çeşitli aşamalardan geçer. Halk arasında hedik kaynatma olarak geçen bu iş sonbahar mevsimine yakın olur. Özellikle hasatın bittiği Eylül başında. Harman sonu çıkarılan buğday suyun bol olduğu ve akımın iyi olduğu temiz bir derede yıkanır. Yıkanan buğday harmanlarda veya dere kenarlarında kurulan büyük bakır kazanlarda kaynatılır. Yenebilecek duruma gelecek kadar kaynatılan buğday daha sonra dışarıya serilmek için çıkarılır. Köylerimizde genellikle buğday sermek için geniş damlar (dambaşı) kullanılır.

Kıvama gelen hedik helkelerle büyük kilimler veya kıl çadırların üzerine serilerek kurutulur, tabi kuşların yememesi içinde birisi löbet bekler ve arada bir hel huy der kuşların ürküp kaçması için. Hasatı çok ve horantası çok olan evler bir çok kazan kurup hedik kaynatırlar. Kuruyan buğdayların kabuğundan ayrılması gerekmektedir. Eskiden yöremizde bu işlem her evde uygulanmaktaydı. Köy meydanında çeşmeye yakın yerde mahalle aralarında ve harmanda bulunan, taştan yapılmış sokular (dibek) mevcuttu şuan hala mevcuttur yöremizde. Bu sokuların içerisinde kurumuş hediği tokmakla dövmektedirler. Her evde genellikle tokmak bulunurdu, ama bazı evlerdeki tokmaklar daha iyi olup onlar tercih edilirdi dövecek kişiler tarafından, en iyi tokmaklar ödünc alınırdı komşulardan.

Kaynatıldıktan sonra kurutulan hedik (bulgurluk) sokuda dövülmeden önce tekrardan ıslatılır. Islatılmasının sebebi bulgurun dövülürken ezilmesini önlemek ve sokudan dışarıya sıçramasını engellemektir. Soku dövme işlemini kadınlar ve erkekler yapmaktadır. Dövülecek bulgurluk çoksa köyün içinden gençler çağrılır ve soku dövülmeye davet edilirdi tavuk kesme vaadiyle. Soku dövme ikili veya dörderli kişilerle dövülür (soku çıkarma denir, keperdi de denir kıvama gelince ) defalarca soku çıkartılır kaç çinikse.

İki çeşit soku dövme vardır düz ve sallama. Tokmak sesleri 3 km uzaklıktanda duyulur hoş ritmiği vardır usdaları dövüyorsa tabi uzaktan anlaşılabilir sesinden. Gençler sokuları çıkarttıkdan sonra evin hanımı ( bibi ) derki Allah ne muradınız varsa versin diyerek başlar onlar gidene kadar duaalar eder. Akşam hasat sahibi gençlere tavuk keser yemek hazırlar adettendir. Dövülen bulgurluğun kabuğu tamamen ayrılır. Daha sonra sokudan çıkarılan bu bulgurluk serilerek kurutulur. Kuruyan bulgurluğun rüzgârlı bir havada kadınlar tarafından savrularak kepeğinden ayrılması sağlanır. Savrulduktan sonra da eleklerde elenerek tamamen arındırılması sağlanır kabuklarından. Elenen bu bulgurluk daha sonra torbalanarak bekletilir.

Yakın köylerdeki değirmenlere veya ilçelerdeki nahiyelerdeki değirmenlere götürülür bulgur ve düğür yapmak için, hatta seyyar değirmenciler bile köyleri dolaşır traktörle ve onlarda değirmen görevi yapmaktadır. Değirmencinin ücreti ( hağı ) ise ayrı getirilen ham buğdaydan okka adediyle verilir. Çıkan bu bulgur üç şekilde olmaktadır. Bunun en ufağına unsu şekilde olanına kepek denir. Kepeğin bir boy büyüğüne düğür, düğürün de bir boy büyüğüne bulgur denir. Günümüzde ise soku dövme işi artık nadir yapılmaktadır, eskiden kullanılan taş değirmenler yerini modern değirmenlere bırakmıştır. Kaynatılıp kurutulan bulgur doğrudan değirmene götürülerek, kabuğundan ayrılır ve düğür, bulgur olarak çıkar.

Bu iş zahmetlidir zahmet olmadanda tat olmaz. Atalarımız asırlardır bu kültürü yaşatıp bizlere kadar ulaşdırmış ve damağımız o tada ulaşmıştır. Şehirlerde hazır modern fabrikalarda yapılan bu yiyecekler damak tadından yoksun olup bizleri tatmin etmediği gibi sağlığımızdanda edebiliyor. Atalarımızdan bugüne gelen bu kültürü tanımayan bir çok insan var doğal olarak. Bizler bu kültürü yaşamak ve yaşatmak için çaba sarf ederek kültürümüze değerlerimize sahip çıkmalıyız. Emek olmadan yemek olmuyor...

Diş Hediği; Bebekler diş çikartmaya başladiği zaman hedik kaynatilir komşulara dağitilir. Diş hediği tabaklara konarak komşulara dağıtılır. Komşular da hedik gelen tabağa para ya da başka bir hediye koyarak geri gönderirler. Yakın akraba ve arkadaşlar ise o akşam evde toplanarak yemek yerler ve eğlenirler. Diş hediği niye buğdaydan yapılıyor bunun kökeni bilinmiyor. Sadece "dişleri buğday gibi düzgün" olması istendiği için buğdaydan yapıyoruz diyorlar. Hani güzel bir Türkü varya : Evlerinin Önünde Bulgur Sokusu .............

İsrafil Bedir.

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Copyright İsrafil Bedir

[DİZAYN-KURGU-YAPIM] GÜMÜŞ DİZAYN - Emrah Gümüşsoy