İsrafil Bedir
Temel Eğitim ve Okul Eğitimi; 743 İsrafil Bedir
Yazılarım
İsrafil Bedir tarafından yazıldı.   
Pazar, 11 Ekim 2009 01:29


Burada biraz kendimin muhasabesini yaparak eğitimle alakalı bazı düşüncelerimi sizlerle paylaşıyorum acizane. Ben 5 yaşıma kadar köyde bulundum. Okul hayatım az veya çok İstanbul’da geçti. İlk okulda sınıf mevcudumuz sanırım 40 kişi civarındaydı. O zamanlar ne düşünüyorsam şimdi bir çoğunu hatırlıyorum. O zamanda okul hayatıyla alakalı geleceğimi tahmin edebiliyordum.

Sınıfımızda tahmini 10 kadar okuma hevesi olan öğrenci vardı. Diğerleri de benim gibi okula sınıf geçmek ve beşi bitirmek ve zorunlu olduğu için geliyordu. Emindim düşüncelerinin böyle olduğuna. Ben biraz uyanık yaramazlardandım ve belli etmezdim. Sınıf olarak ortak hareket ederdik çünkü ilk arkadaşlık grubuyduk ve birlikte hareket etmeyi öğrendiğimiz ilk topluluktu. İşimiz gücümüz haylazlıktı eğlence, oyun, gırgır şamata boldu. Okul yılları genelde eğlenceli olur tabi ki, benimkide güzel ve eğlenceliydi.

O 10 kadar okuma hevesi olan öğrencilerle kaynaşamıyorduk çünkü kuralcı ve bize göre oyun bozanlık yapıyorlardı, bizde onlarla dalga geçerdik, siz nasıl kuralcısınız, oyun bozanlık yapıyorsunuz diye alay ederdik. Gün gelir derslere de yardım etmeleri için istekte bulunurduk onlarda yardımcı olurlardı. Paylaşımcıydılar zaten bir bu konuda anlaşırdık. Ama sınıf atladıkça onları da kendimize benzetmeye çalışır ve bazılarını benzetirdik, huyundan suyundan misali. O zamanlar düşünürdüm, ne zaman büyüyeceğim, ne zaman okul bitecek, ne zaman kendi başıma karar vereceğim diye. Çünkü okul okumak ilgi alanıma girmiyordu.

Öğrenmeyi sevmediğimden değildi, sadece okulla alakalı projelerim yoktu gelecekte. Onun içinde sadece günlerin geçmesini bekliyordum. Bu düşünce benim asıl düşüncem değildi aslında. Bunu sonradan fark ettim. 10 kadar okuma hevesi olan arkadaşlarımız neden acaba okumak öğrenmek istiyorlardı veya çok mu zekilerdi de bu kadar başarılıydılar. Koskoca hayır tabi ki… Okuyana değil okutana bakmak lazım. Burada asıl anlatmak istediğim eğitim, temel eğitimdir ve çok önemlidir.

Bir çocuk doğduktan sonra anne ve babasını tanımaya başladıktan sonra öğrenmeye başlar ve okula gideceği zamana kadarda ebeveynlerinden tüm öğrendikleriyle de kendini ve çevresinde kilerini tanımaya başlayarak bazı birikimlerin edinilmeye başladığı zamandır ve bu zaman çok dikkatli olunması gereken zamandır. Yani asıl eğitim belli dönemlerde okulda değil aileden öğrenilir. Diğer 10 kişiden farkımız neydi? Kafamız çalışmıyor muydu veya üstün zeka mı gerektiriyordu okumak için? Yine hayır. Temel eğitim gerekliydi. O azınlık olan okuma hevesi olan arkadaşlarımızın yerinde, tam tersi okuma hevesi olmayan okuyor musun okuyorum mantığıyla hareket edenler vede çoğunlukta belli bir temel eğitim almış okuyarak hedef belirleme düşüncesine sahip öğrenciler düşünün.

Nolurdu o zaman, azınlık olan azınlıkta olduğu için huyundan suyundan misali azda olsa mecburen çoğunluğa uyacak ve de Türkiye’de bu kadar olumsuzluk olmayacaktı. Ama malasef genel olarak düşüncemiz ben okula saldım, okusun gözünün önüne baksın, hoca, bunun eti senin kemiği benim, her imkanı verdim okumadı, gibi mantıklar olduğu için maalesef o güzelim gelecek bilmeden bilinçsizce belirsizliğe yönlendiriliyor. Ülke geleceği için gerekli beyinlerde maalesef azınlıkta kalıyor.

Burada ülke olarak çok mu kötüyüz? Çokta iyi değiliz maalesef. Doğrusunu bulmak için, yani gelecek için ben umutluyum çünkü her şey eğitimden geçer. Doğruyla yanlışın, helalle haramın, yalanla gerçeğin ayrılmasında aile eğitimi şart. Çocuk karakterinin oluşması için gerekli eğitimi okuldan değil aileden alır. Bu eğitim zamanında verilmezse nolur peki? Çocuk ilerde asıl suçun kendisinde değil ailede olduğu kanaatine varır.

Ben beşi bitirdikten sonra Ortaokula giderken köye sık sık gitmeye başlamıştım çünkü köy hayatını seviyordum, ilgimi çekiyordu, hevesliydim ve orta 3'ten terk ederek yani 3'e başlamadan okulu bıraktım. Zorla olmuyordu yapamıyordum, bir yere kadardı aile baskısıyla okumak. Nereye kadar sevmediğim bir şeyi yapabilirdim ki? Sonunda okumamaya karar verdim. Diğer arkadaşlarda tahminim benim gibiydiler. Onlarda farklı alanlara heveslenmiş, değişik meslek dallarında sevdikleri bölümlerde, okul haricinde olmak istiyorlardı. Bu da, çocuklara bilinçsizce verilen temel eğitimin sonucunda normaldir.

Şunu da belirteyim bazılarıda ailesinden gerekli tam eğitimi almadığı halde üstün başarılar göstererek belli mevkilere geldiler. Bunlarda okumaya merak saldıkları içindir. İstisna olabiliyor. 10 kadar okuma hevesi olan arkadaşlarımızın bazıları okuyup belli mevkilere geldiler, bazıları da iş hayatında başarılı oldular veya olamadılar. Bu arada bizler aç mı kaldık, açıkta mı kaldık? Tabi ki hayır, çünkü bizlerde akıl baliğ olunca değişik meslek dallarında değişik alanlarda başarılı olduk. Okumadık diye geleceğimiz yok olmadı ya, yeter ki insan doğruyla yanlışı ayırt edebilsin, başaramayacağı mesele yoktur.

Ben okumadım diye pişman mıyım, hayır. Elbette şartlar zamanında oluşmuş olsaydı da okusaydık, tabi ki güzel olurdu. Geleceğimize yön verme konusu biraz geç kalındı, birazda şartlar açısından zor oldu tabi. Zamanında temel eğitim ailelerden verilmiş olsaydı, bizlerde sevmiş olduğumuz bölümlerle alakalı okuyarak bilimsel olarak başarılı olsak, diplomalı olsak, ülke ve millet adına daha güzel hizmet etsek, o cevheri bilinçlice kullansak daha güzel olmaz mıydı? Yinede ülkeme faydalı olmaya hizmet etmeye çalışıyorum şükürler olsun.

Burada anlatmak istediğim, illada okuyarak belli mevkilere gelerek adam olunmuyor, topluma faydalı olunmuyor, her şey okumak değil, bu sadece bir araç. Önemli olan insanlık ve insanlara faydalı olabilmek, ülkesine, geleceğine ve insanlığa hizmet etmek, bunu yapabiliyorsa kişi, ne mutlu ona. Burada ben ailemi mi suçluyorum, hayır, kesinlikle hayır, çünkü ailem köyden gelmiş anadan atadan öğrendiği belli metotlarla bizleri yetiştirdi. O zamanlarda bu normaldi, günümüzdeki gibi her şey bilinçli değildi, şartlar onu gerektiriyordu.

Kim istemez ki evladının başarılı olmasını. Onlarda ellerinden geleni yaptılar doğru bildikleriyle. Burada sana göre bana göre doğru yok, doğru bir tanedir. Allah onlardan razı olsun. Anamdan atamdan öğrendiğimle doğruyu yanlışı ayırt edebiliyorsam ne mutlu bana. Ailemden aldığım terbiye ile her zaman onlara layık olmaya çalıştım. Şu zamanda ise aile kendi çocuğuna öyle bir imkan veriyor ki, ben çocukluğumu yaşamadım o yaşasın, benim imkanım yoktu aha işte imkan deyip sorgulamadan tüm imkanları bilinçsizce seferber ediyor. Çünkü ailesinden görmediğini evladına sunarak doğru yaptığını sanıyor. Yanlışa yanlışla cevap veriyor. Bence, bu daha da kötü sonuçlar doğurabilir.

Burada bilinçlice, sorgulayarak, takipçisi olarak, doğruyu, yanlışı, helalle haramı öğreterek, sevmeyi, sevilmeyi, saygıyı göstererek, hedef koyarak, disipline ederek yetiştirse daha iyi olur. Tüm doğru olanları yaptıktan sonrada her şey bitmiyor, sabırla beklemeli, yanlış da yapabilir bu gayet doğaldır, hepimiz yanlış yapmışızdır. Zaten o beyin temelde bir şeyler almışsa yanlışından döner ve zamanla her şeyin farkına varır ve kendi başına hedef koyarak yön verir geleceğine.

Ama günümüzde onca imkana rağmen, bilinçsizce öyle güzel gelecekler harcanıyor ki, ben buna üzülüyorum. Onların adına, millet adına, ülke adına. Burada anlatmak istediğim vurgulamak istediğim konu, okul eğitiminden hariç esas eğitim aile eğitimidir. Bu varsa gelecekte vardır, ülkemiz adına, millet adına, ailesi ve kendi adına. Umarım herkes doğrusunu bulur ve doğrusunu yapma yolunda gayretli olur.

Burada bende çok emeği olan ilkokul öğretmenim ''Semra Dedeoğlu'nu da anmak istedim. Kendisi adam gibi adamdı. Para kazanmak için değil, bizlere bir şeyler öğretmek için uğraşırdı. Ondan Allah razı olsun ki bizleri evladı gibi sever disipline eder, bir şeyler öğretmek için üstümüze titrerdi.

Bir gün teneffüs deyken zil çaldı ve içeri girdik, sonra öğretmenimiz geldi, peşinden kapı çaldı ve içeri yaşları sanırım 18 civarında 4 tane adam girdi. Bizler birbirimizin gözüne bakarak kim bu kocaman adamlar diye düşünürken öğretmenimiz dedi ki, bu gördüğünüz abileriniz, sizden önce ilk mezun ettiğim öğrenciler, sizlerin yerlerinde bu abileriniz oturuyordu bir zamanlar.

Şimdi sizler varsınız burada, onun için okuyun, öğrenin, sabırlı olun ve ülkenize ve topluma faydalı olun ki bende sizlerle gurur duyayım. Gün gelir bu abileriniz gibi sizlerden sonra gelecek neslin karşısına çıkarsınız, zaman akıyor, zaman çabuk geçer dedi. Bu sözleri hala kulağımda çınlıyor. Meğer öğretmenimiz ne kadar haklıymış zaman çabuk geçermiş. Onun için zamanla yarışırken geç kalmayalım gelecek için.

Onun öğrencisi 743 İsrafil Bedir.

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Copyright İsrafil Bedir

[DİZAYN-KURGU-YAPIM] GÜMÜŞ DİZAYN - Emrah Gümüşsoy