|
Kırşehir ili Akçakent ilçesi, Ayvalı köyünde doğdum. 1984 yılında ailece İstanbul’a göç ederek Pendik ilçesine yerleştik. 5 kardeşiz (3 erkek 2 kız). İstanbul’da ilköğretimimi tamamladıktan sonra ortaöğretim 3. sınıftayken köye olan düşkünlüğümün de etkisiyle okul hayatımı kendi isteğim doğrultusunda sonlandırdım. Daha sonra İstanbul’da o zamanın koşullarında çeşitli meslek dallarında çalışarak kendimle barışık ve uyumlu olabilecek mesleği ararken, isteyerek dekorasyon ile alakalı boya işlerinde çalışmaya başladım ve kendime güzel bir meslek edindim.
Bu mesleğim sayesinde bu Cennet Vatanın bir çok şehrinde iş yaptım. Hem çalıştım, hem gezdim, hem gördüm. Bu vesileyle değişik ortamlarda envai çeşit insanlarla iletişim kurarak insanlarla daha iyi diyalog kurmayı öğrenerek, insanları tanımakta ve onlarla kaynaşma konusunda tecrübe sahibi oldum. Tabi ki değişik kültürleri yerinde görerek ve yaşayarak çokça bilgi sahibi olduğumu da düşünüyorum. Severek yaptığım bu mesleğimi halen icra etmekteyim.
Köyden göç ettiğimizde 5 yaşında idim. O yaşımda bile köyümden ayrılırken sanki içimden bir parçam köyümde kalmıştı. İstanbul’a gelipte kamyondan ilk inişimizde çok şaşırmıştım. Yabancı ve bambaşka bir yerdeydim. Burası bizim köye hiçmi hiç benzemiyordu. Zaten İstanbul'a gelirken, ‘‘gidiyoruz ama geri geleceğiz’’ diyerek kandırmışlardı. Köyden ayrılmak kardeşlerimin içersinde en çok bana zor gelmişti. Yani köyüme ve yöreme olan özlemim taa o zamanlar başlamıştı.
Nasıl zor gelmesin ki bana köyümden ayrılmak. Burada köyümün ve yöremin kültürüde yok şiveside yok. Yani koyün uşağı yoğğ arkadaş var, oynayacağ kullük yoğğ sokak var, dükkan yoğğ bakkal var, buğda yoğğ para var, billa yoğğ misket var, tığlısına oynamağ yoğğ kökmesine var, dürüm yoğğ ekmek arası var, bibi yoğğ hala var, ana yoğğ anne var, varda var. Ara sıra ağlasakta ben buğda isdiyoom dükkana gidecaam desekte mecburiyetten artık alışmıştık bozuk paranın cebimizde şıkırdamasına.
Sonraları okul başladı, benim içinde iyi olmuştu. Çünkü okullar tatil olunca 15 tatillerde ve yaz tatillerinde okulların kapandığı günün ertesinde doğru köye giderdim, dedem H.Gazi Rahmetli beni çok severdi ve hep beni köye isterdi. Kısa okul hayatım boyunca okullar tatil olur olmaz köyüme gider okulların açılacağı güne kadar kalırdım. Tabi İstanbul'a dönüşlerim çok zor olurdu, ağlamadan geldiğimi hatırlamam. Bu kısa okul hayatımdan sonraki iş hayatımda da fırsat buldukça giderdim köyüme. Seviyordum köy hayatını. İstanbul'a hiç gelmesem hiçte aklıma gelmez özlemezdim. Öyleydim yinede öyleyim. Huzur buluyorum toprağımda açıkçası.
Doğduğum topraklarda, çocukluğumun köy hayatını tatillerde de olsa dolu dolu yaşamasını bildim. Çünkü zaman değerlidir, zamanla yarışırken geleceği görüp geçmişimi özleyeceğimi biliyordum, onun için orada olup ta köy hayatıyla alakalı yaşamadığım hiç bir hatıram yok şükürler olsun. Benim köyümdeki yaşantım bambaşkaydı, anlatmakla yazmakla bitmeyecek hatıralarım vardır, bunu yaşayan bilir. İstanbul'da geniş çevrem ve arkadaşlarım olmasına rağmen köyün uşağı benim için daha değerli oldu her zaman. Köyümü ve köyüm insanlarını ayrım yapmadan severim vede her zaman köyüm ve yörem insanlarından ilgi alaka sevgi saygı görmüşümdür, buda beni ziyadesiyle mutlu etmiştir.
İçimdeki bu özlemler damla damla hep gönüllere akarak doldu ve taşmanın zamanı gelmişti artık. 2007 yılında çok sevdiğim kıymetli ve gönüllerinde safiyane köy aşkı olan arkadaş ve abilerim ile gönüllü çalışma gruplarını kurduk. Köyümüzün yoğun olarak ikamet ettikleri illerde gruplar oluşturarak (Kırşehir, Kırıkkale, Ankara, İstanbul) köyümüzün birlik ve beraberliği için çalışmalara başladık. İstanbul’da 130 hane ile Ayvalı köyünü temsilen İl başkanı olarak 2 sene görev yaptım. Bu süre zarfında gönüllü arkadaşlarım ile birçok etkinlik ve faaliyetlerde bulunup köyümüze birçok güzellik katarak, insanlarımızla bunların mutluluğunu yaşadık hep beraber.
Bu güzelliklerden bazıları şunlar. Köyümüzün bir çok yerini ve şirin mi şirin mavi gölünü ağaçlandırarak park haline dönüştürüp 20.04.2008 tarihinde Valilik bazında mükemmel bir açılış ile ''Şehit Sedat Tunç'' parkının açılışını gerçekleştirdik. 09 ve 10 Ağustos 2008’de ise Ayvalı Köyü 1. Yaz Şenliği’ni tertip ederek yöremizde bir ilki gerçekleştirdik. Bu vesile ile tüm sevenlerimizi mutlu bir günde buluşturmayı başardık. Ayrıca 2008 Ayvalı Köyü 1. Yaz Şenliği’nde Şenlik Ağası makamına oturarak onur ve mutluluk duydum. 1 sene boyunca her etkinlik ve ortamda köyümü temsilen bulunduğum her yerde tüm yörem insanından teveccühlerin seliyle saygı görüp sevgiler buldum.
Ayrıca 2008 1. Yaz Şenliği’nde Ayvalı köyüne yazılacak şiir yarışmasında oyların %70’ni alarak 1. oldum ve binlerce insana o mutlu günde yılardır içimde biriktirdiğim duygularımı sahiplerine dile getirmenin mutluluğunu yaşayarak o güzel insanları duygu yoğunluğuna götürmeyi başardım. Benim için mutlulukların en güzellerindendi bu onur. Ne mutlu bana ne mutlu kendini özletip bu duygulara mazhar olanlara. (Bu güzelliklerin aşikar olması da duygusal kişiliğimden kaynaklanmaktadır).
Gönüllü arkadaşlarımız ile dur durak bilmiyor köyümüz için gece gündüz çalışıyor ve Ayvalı köyünü örnek köy seçtirerek başarıdan başarıya koşuyorduk. 2009 yılı itibari ile ‘’Kırşehir Ayvalı Köyü Kültür Eğitim Ve Dayanışma Derneği’’ni kurduk. Ayrıca, 09 08 2009'da köyümüze ve yöremiz insanına hizmet vermesi için çok amaçlı yapılan ‘’Bekir Çavuş Kültür Merkezi’’nin açılışını yaptık. 08 ve 09 Ağustos 2009’da görevli arkadaşlarım ile 2. Ayvalı Köyü Yaz Şenliği’ni tertip ederek bir güzelliği daha başarmanın mutluluğunu yaşadım.
Yine 2009 2. Şenliğimiz öncesinde yapılan Ayvalı köyü şiir yarışmasında yazdığım başka bir şiir ile oyların %75’ini alarak yine 1. oldum ve gene o mutlu günde insanları duygu seline götürmeyi başararak mutluluk ile göz yaşlarımı tutamadım ve göz yaşları süzüldü bağrı yanık yüreklerde. Kısacası tüm faliyetlerle, yıllardır ilgi duyup özlediğim sevdiğim köyüme ve yöreme hizmet etmenin gururu ve onuru ile mutlulukların zirvesine çıktım. İnşallah bundan sonarda nice güzelliklerde olmaktır dileğim.
İsrafil Show ise, yani Kırşehir Şivesi İç Anadolu ağzıdır. Bu videoların konusu, yöresel şive ile geçmişte yaşanan gündelik diyaloglardan esinlenerek yapılan kısa kesitlerdir. Yöreme duyduğum hayranlıkla, yöre insanlarının geçmişte yaşadığı diyalogları çok iyi bildiğim için, yaşadığım ve şahit olduğum bir çok hatıraların bazılarına kısa videolar çekip www.kirsehirayvali.com sitesinde köylü ve yakınlarım ile buluşarak özümüzdeki doğallığı yansıtarak insanımızı derin özlemlere götürdüm. Böylece onların duygularına tercuman olup anılarını tazelemiş oldum.
Yakın çevremden gelen olumlu rıca ve talepler doğrultusunda yeni yeni klipler yaptım. Daha sonra o klipler istemesemde yakın çevrem tarafından farklı farklı sitelere eklenmiştir. Gelen olumlu motiveler ve rıcalar üzerine videolarım, facebook'ta ve farklı sitelerde sizler için yayınlanmıştır. Bizim Anadolu kültürü her bölgede rahatlıkla anlaşılır dilde ve özdedir. Ne mutlu ki bizler herkesin anladığı Anadolu kültüründeniz. Kültürümüz bizim özümüzdür özümüzde asırlara dayanmaktadır. Bizlerde bu kültürü acizane yaşatmaya ve tanıtmaya gayret ediyorsak, geçmişimize sahip çıkıyorsak ne mutlu hepimize der hepinizin sevgisine ilgisine alakasına teşekkür eder sevgiler saygılar sunarım kıymetli gönül dostları.
İsrafil Bedir.
|
Yorumlar
Dünden bugüne sevmek ve gene sevmek hatta hep sevmek yürekten sevmek ben seni sevdim İsrafil... unutmam unutamam.. olmasamda dünyanda yaşamak sensizde olsa seninle bu aynı dünyada olmakta güzel...
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.